tingspiration #6

Ikea mı Antika mı?

Bir müzeye girdiğinizi düşünün. Etrafta dolaştığınızı hayal edin, 18. yüzyıldan kalma birçok antika mobilya ve obje var. Peki ya şimdi size bu müzenin içine Ikea mobilyalar yerleştirilmiş desek? Hemen bariz bir şekilde fark ederim diye düşündünüz değil mi? 

Ikea da tam olarak bunu denedi. Ikea denilince akla genelde, stilden uzak sadece işlevsellik ile bağdaştırılan tasarımlar geliyor. Uzunca bir süredir uygun fiyatlı, modern mobilya skalasının yeterince sofistike olmadığı algısını yıkmaya çalışan Ikea, Madrid’deki Romantizm Müzesinde birçok noktaya modern mobilyalarından yerleştirdi ve müzeye gelen ziyaretçilerden de bu parçaları bulmayı denemelerini istedi. 

Ziyaretçiler, Facebook 360 ° Photos ve Instagram hikayelerini kullanarak müzenin odalarını görüntüleyip Ikea öğelerini tahmin etmeye çalıştılar. Tahminlerinin sonucunda da doğru olup olmadığı hakkında bildirimler aldılar. Ayrıca gizlenmiş Ikea objelerini online olarak satın almak da mümkündü. Sonuç: oturma odası kategorisindeki satışlarda yaklaşık %10 artış ve ziyaretçilerin %100’ü bundan sonra markaya karşı önyargısız yaklaşacağını belirtti! 

Bu proje Ikea’nın uzun zamandır mobilyalarının hem kaliteli hem de uygun fiyatlı konumlandırma stratejisinin bir parçası. 2017’de, markanın bazı ürünlerinin ne kadar ucuz olduğunu göstermek için yaptığı benzer bir kampanyayı hatırlayalım. Bu kampanyada ise Ikea etiketlerdeki fiyatları sıradan ucuz ürünlerle değiştirmişti. Örneğin, DINERA yemek takımı kasesinin fiyatını 10 havuç resmiyle değiştirmişti.

Ikea geçtiğimiz birkaç yıldır müşterileri ile duygusal düzeyde bağlantı kurmak için oldukça çaba sarf ediyor. Ikea Grubu’nun CMO’su Claudia Willvonseder: “Ikea markasının çok yüksek bir farkındalığa sahip olduğunu ve beğenildiğini görebiliyorduk fakat aynı zamanda sadece  fonksiyonel ve pratik bir marka olarak algılanıyordu. Bizim eksik olduğumuz boyut çok daha duygusal ve kişiseldi.” Ikea, müze ziyaretçilerini 2018 yılında yapılan mobilyalar ve 18. yüzyıldan kalan zengin tarihi eserler arasında ayrım yapmaya davet ederek, tasarımlarının zevkini ve çok yönlülüğünü oldukça somut bir şekilde gözler önüne sermeyi başarmış gibi görünüyor.

Markanızın müşteri gözünde zayıf yönleri nelerdir, marka algınızı hangi yöne taşımak istiyorsunuz? Bu sorular üstüne düşünmek ve Ikea’nın da yaptığı gibi, müşterilerinizin markanız hakkındaki düşüncelerini kutunun dışına taşımak için eğlenceli ve önceden düşünülmemiş somut yöntemler tercih etmek oldukça iyi bir fikir. 

Kaynak: https://www.contagious.com/news-and-views/ikea-plays-spot-the-difference-brand-campaign-challenge-furniture-museum

Bose Sağlık Sektörüne Adım Atıyor

Premium kulaklıkları ve hoparlörleri ile tanıdığımız Bose, artık sadece ses teknolojisiyle eğlence alanında yetinmek istemiyor. Şirket yaklaşık 1,5 yıl önce sağlık sektörüne büyük bir amaçla giriş yapmak istediğini duyurmuştu: ses teknolojisini kullanarak işitsel tıbbi sorunlar yaşayan insanlara yardım edebilmek.

Bose Health genel müdürü Roselli, sağlık sektörüne girme motivasyonunun aslında pek de dokunulmamış büyük bir iş fırsatı olduğunu belirtiyor. Ulusal Sağırlık ve İletişim Bozuklukları Enstitüsü, ABD’de halihazırda sektörün 7.7 milyar dolarlık olduğunu ve 28.8 milyon ABD’li yetişkinin bir işitme cihazına ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

BOSE Health 18 ay önce kurulmuş olsa da şirket aslında uzun zamandır sağlık sektörüne dokunan projeler başlatmıştı. 2014 yılında, kullanıcıların işitme cihazlarındaki ayarları doktorları yerine kendileri mobil bir uygulama aracılığıyla kontrol etmelerine olanak tanıyan bir teknolojiyi test etmek için Ulusal Sağlık Enstitüsü işbirliği ile Ear Machine adında bir startup kurmuştu. Uygulama, işitme kaybı yaşayan 75 kişi üzerinde test edildi ve hastaların doktorlarına ihtiyaç duymadan kendi işitme cihazlarının ayarlamalarını etkili bir şekilde yapılabilmelerine olanak sağladı.Bose, bu teknolojiyi 2016 yılında piyasaya sürdüğü 499 dolarlık bir işitme amplifikatörü ile kulaklıklarına entegre etti. Daha sonra ise tam reçeteli bir işitme cihazı geliştirmek için bir takım federal izinler almaya koyuldu. Bose’nin işitme cihazı henüz kullanıcılar ile buluşmadı, ancak 2020 ağustostan önce bu izinlerin tamamlanıp piyasaya adım atması bekleniyor.

İşitme cihazları yanı sıra Bose, birkaç başka girişim de satın alarak uyku teknolojisine yönelmeye başladı. 2017 yılında kulak tıkaçları içine beyaz gürültü (bebeklere anne karnındaki ses ortamını yaşatıp rahatça uykuya dalmalarına yardımcı olan beyaz gürültü -white noise- farklı frekanslardaki tüm renklerin bir araya gelerek oluşturdukları beyaz ışık gibi bir yapıya sahip) entegre eden Hush’u satın aldı. 

Tüm bu inovatif girişimler devam ederken Bose gibi güçlü teknolojik kaynakları olan bir şirket için bile sağlık sektörüne adım atmanın ne kadar zor olduğunu görebiliyoruz. Geçen yıl, Bose başka bir satın alma daha yaptı: Project Sync; ton, ritim ve senkopasyonun vücudu nasıl etkilediğini ölçümleyen bir şirket. MIT Media Lab’dan çıkan startup, sesi bir şekilde ağrıları kontrol etmek için kullanmanın yollarını arıyordu. Roselli, Bose’un başlangıçta sadece uyku ve işitmeden daha fazlasına adım atmak için büyük hedefleri olduğunu söyledi: “Sonra lokmanın çok büyük olduğunu fark ettik, çünkü işin içine girdikçe anlıyorsunuz ki sağlık dünyası aslında ilerlemesi çok zor bir sektör. İşleri biraz nasıl kısacağımı yolda öğrenmek zorunda kaldım, her yıl yeni bir proje ortaya koymazsanız geride kalıyorsunuz. Sağlık alanında, saatin akış hızı biraz farklıdır.”

Kaynak: https://www.fastcompany.com/90413836/yet-another-tech-company-bose-is-getting-into-healthcare

Yuvarlak Pizza Kutuları!

Modern hayatlarımızın vazgeçilmez yiyeceklerinden olan pizzaları şuana kadar hep aynı kare karton kutularda teslim aldık. Hatta bunu hangi ülkede hangi restauranttan sipariş edersek edelim aşağı yukarı aynı tasarımla karşılaştık. Uzun zamandır kimse pizza kutularında inovatif bir adım atmayı düşünmüyordu, ta ki geçtiğimiz salı günü Pizza Hut pizza kutularında yüksek teknolojili yeni bir tasarım denediklerini duyurana kadar ve bu tasarım kare değil, yuvarlak! 

Yuvarlak tasarımın aslında bir çok avantajı var: öncelikle yuvarlak tasarım daha az atık anlamına geliyor, hem doğa hem de maliyet açısından oldukça mantıklı olmasının yanında Pizza Hut raflarında ve buzdolaplarımızda da daha az yer kaplıyor. Bu yeni kutular ayrıca bitki elyafından yapılacak ve endüstriyel olarak kompostlaştırılabilir olacak. Yeni yuvarlak kutuların alt kısımda çıkıntılar, üst kısımda ise oyuklar bulunuyor; böylece tahmin edebileceğiniz gibi kutular birbirine kilitlenebiliyor. Bir diğer özelliği ise kutular kolayca çöp tenekemize sığacak şekilde kompakt bir hale gelene kadar bir çok kez katlanabiliyor. Son olarak da kullanılacak materyalin pizzayı hem daha sıcak tuttuğu hem de hava sirkülasyonunu sağladığı için çıtırlığının gitmesini de önlediği iddia ediliyor.

Pizza Hut COO’su Burquier, “Gelecekte bir gün, kare kutulardaki yuvarlak pizzaları hatırlayıp güleceğiz” diyor. Burquier, yeni kutuların pizza tesliminde inovasyonları ile bilinen Silikon vadisi startup’i Zume ile birlikte iki yıllık bir geliştirme sürecinin sonucu olduğunu söyledi. Zume, Pizza Pod adlı yuvarlak pizza kutusunu ilk kez 2017 yılında tanıtmıştı. Ayrıca Apple’ın da 2010’dan beri kendi kampüs kafeteryalarında kullanmak için yuvarlak pizza kutu patenti bulunuyor. 

Yeni kutunun standarda kıyasla ne kadara mal olacağını şimdilik bilinmiyor, ancak yenilikçi üretim süreçlerinin fiyatı etkilemesini engelleyeceği düşünülüyor. Pizza Hut, Phoenix’te yeni tasarımı test ediyor ve gelecekte de diğer alanlara yaymayı planlıyor. “Bu kadar uğraş bir pizza kutusu için mi?” dediğinizi duyar gibiyiz. Ancak Pizza Hut, bu yeni girişimi ile çok basit görünen pizza kutularını beklenmedik inovatif bir seviyeye taşıyarak sektörde dikkatleri üstüne topladığı kesin. Pizza Hut’in akıllarda yer edindiği gibi, işinize duyduğunuz saygıyı ve ilgiyi göstermenin en iyi yolu belki de en basiti bile ne kadar ileriye taşıyabileceğinizden geçiyor olabilir.

Kaynak:https://www.washingtonpost.com/news/voraciously/wp/2019/10/22/the-pizza-box-hasnt-evolved-in-decades-but-now-pizza-hut-is-trying-out-a-new-round-design/

Starlink

Uç fikirleri ile ismini sık sık gündemde gördüğümüz Elon Musk’ın son projelerinden biri Starlink adlı şirketi ile uzaydan uydularla genişbant internet hizmeti sunmak. Ve bu fikir artık gerçekleşmeye çok yakın. SpaceX CEO’su Elon Musk’ın duyurularını en samimi ve direkt yöntem olarak tercih ettiği twitterdan yapmasına artık çok alışığız ve geçtiğimiz salı günü Starlink tarafından sağlanan internet bağlantısını da ilk defa bu şekilde test etti:

Starlink, SpaceX’in kendi genişbant uydu ağını kurmak ve işletmek için başlattığı bir proje. Proje ile global düzeyde bir bağlantı kuruluyor olacak ve böylece daha önceden yüksek hızda internet bağlantısı erişimine ulaşamayan birçok bölgeye bu teknoloji sağlanıyor olacak. Birçok kişiyi oldukça heyecanlandıran bu gelişme internet bağlantısı teknolojisinde yeni bir devrim olarak nitelendiriliyor.

Bu ay, SpaceX önceden planlanmış 12.000 adet Starlink uydusunun üstüne 30.000 tane daha uyduyu yörüngeye göndermeyi planlıyor. Şirket yeni teknolojisi için ciddi bir talep bekliyor ve müşterilerine güvenilir bir hizmet vermeye yönelik hazırlıklarını yaparak küçük uydu ağlarında ne kadarlık bir büyüme potansiyeli olduğunu tespit etmeye çalışıyor.

Mayıs 2019’da, SpaceX birkaç prototip çıktıktan sonra, ilk 60 operasyonel uydusunu uzaya göndermişti. Uydular, sinyali alan ve dönüştüren yer istasyonları ile birlikte çalışıyor olacak.

Sistemin tam olarak ne zaman kullanıma açılacağı bilinmiyor ancak şimdiden dünya çapında büyük yankı yaptığı ve gelişmelerin dört gözle takip edildiğini söyleyebiliriz.

Kaynak: https://techcrunch.com/2019/10/22/elon-musk-tweets-using-spacexs-starlink-satellite-internet/